<< Previous Next >>

knidos pillars


knidos pillars
Photo Information
Copyright: efser unsal (efi) Gold Star Critiquer/Silver Workshop Editor/Gold Note Writer [C: 211 W: 11 N: 183] (3302)
Genre: Places
Medium: Color
Date Taken: 2009-07-31
Categories: Architecture, Artwork
Exposure: f/22, 1/40 seconds
More Photo Info: [view]
Photo Version: Original Version
Theme(s): knidos [view contributor(s)]
Date Submitted: 2009-10-15 1:21
Viewed: 67
Points: 0
[Note Guidelines] Photographer's Note
knidosun en ayakta kalan parçalarından..
www.yapi.com.tr oktay ekinci'den alıntı:

Antik dünyamızda kuşun uçtuğu, ama kervanın kesinlikle geç(e)mediği, masalsı bir kenttir Knidos... Üç yanı, iç içe girdiği deniz; kalan yanı ise Anadolu’nun, Anadolu’ya en uzak köşesindeki dağlar, koylar, vadiler... Gökova Körfezi’nde yatla gezinenler, açık denizin dev dalgalarına aldırmadan Datça Yarımadası’ndan güneye inmeye cesaret edebilirlerse, antik Karya’nın, bu bilim, felsefe ve kültür merkezine uğrama olanağını da bulabiliyorlar.

Kayalık tepeciklerin arkasındaki sakin limanları çevreleyen kalıntılara hayretle bakanlar ise broşürlerdeki şu bilgilere daha da şaşırıyorlar: “Astronomi ve matematik bilimcisi Eudoksus, doktor Euryphon, ünlü ressam Polygnotos ve dünyanın yedi harikasından biri sayılan İskenderiye Feneri’nin mimarı Sostratos burada yaşadı...”

Knidos İÖ 7. yy’da, şimdiki Datça’nın yanı başındaki Burgaz’da kurulmuş. Olasılıkla depremlerde yıkılınca, İÖ 4. yy’da da yarımadanın ucundaki Tekir Burnu’na taşınmış.

O çağdaki 2. büyük tıp merkezinin Knidos’ta olması; Eudoksus’un keşfettiği ve mevsimleri bile gösteren dünyanın “ilk güneş saati”ne sahip olması; “şarap”larının tüm Akdeniz’de tanınması; kervan geçemese bile mimarlık ve sanat tarihi ustalarının bu kent-le buluşmalarında yeterli nedenler değil midir?

Nitekim eğer bu eşsiz zenginlikteki Knidos’la tanışmakta inatçıysanız, Mavi Yolculuk’ta Bodrum-Göcek arasını yeğleyen gözüpek “denizci”lerden biri olmanız, elbette ki artık tek seçenek değil...

Marmaris tepelerinin sırtlarından sonra “Balıkaşıran”dan geçen dağ yoluyla Datça’ya ulaşmalı; yarımadanın ucuna doğru tekrar dağlara tırmanıp yeniden kıyıya inen dar “yolun sonu”na varmalısınız...

çıplak’ Afrodit yok!

Knidos işte böylesi “gözden ırak” konumundan ötürü, antik zenginliklerimize göz koyan korsanların da öteden beri ilgi odağı... Daha 19. yy’da Akropol’deki büyük tiyatronun mermer taşlarını gemilere yükleyip götürmüşler.

İki limana hâkim bir tepede bulunan Afrodit Tapınağı’ndaki dillere destan “Afrodit Heykeli” de yerinde yok! Praksiteles’in yaptığı heykel, özellikle “ıplak” olmasından ötürü bir “ilk”... Sadece gerdanları ile bir göğüsleri açık olan diğer tüm tanrıça heykelleri arasında, bu özelliğiyle “efsane”leşmesi, Knidosluların ne denli “ilerici” olduklarının da kanıtı...

Kentin yoksullaşmaya başladığı dönemde, heykeli satın almak isteyen Bitinya Kralı’nın ‘büyük para’ önerisini geri çevirmeleri ise ‘ilerici Knidoslular’ın ne denli “onurlu” olduklarını da gösteriyor...


Only registered TrekLens members may rate photo notes.
Add Critique [Critiquing Guidelines] 
Only registered TrekLens members may write critiques.
Discussions
None
You must be logged in to start a discussion.

Critiques [Translate]

No critiques
Calibration Check
















0123456789ABCDEF